8 Kasım 2007 Perşembe
orta dünyanın şarkısı
hep elimizde, yüreğimizde
orta dünyanın masalları
her ormana girdiğimizde
ürperirdim lothlorien diye
gerçek olmasını istediğimiz
hikayenin şarkıları
The Bard’s Song – Blind Guardian
Now you all know
The bards and their songs
When hours have gone by
I'll close my eyes
In a world far away
We may meet again
But now hear my song
About the dawn of the night
Let's sing the bards' song
Tomorrow will take us away
Far from home
No one will ever know our names
But the bards' songs will remain
Tomorrow will take it away
The fear of today
It will be gone
Due to our magic songs
There's only one song
Left in my mind
Tales of a brave man
Who lived far from here
Now the bard songs are over
And it's time to leave
No one should ask you for the name
Of the one
Who tells the story
Tomorrow will take us away
Far from home
No one will ever know our names
But the bards' songs will remain
Tomorrow all will be known
And you're not alone
So don't be afraid
In the dark and cold
'Cause the bards' songs will remain
They all will remain
In my thoughts and in my dreams
They're always in my mind
These songs of hobbits, dwarves and men
And elves
Come close your eyes
You can see them too
http://www.youtube.com/watch?v=Zklqr1xj32Q&eurl=http://apps.facebook.com/bandposters/gallery.php?id=586472661
22 Eylül 2007 Cumartesi
suyun vedası
20 Ağustos 2007 Pazartesi
kaçkarlar
yine düş toprakları
yıldızlar, dağlar, dereler
44 dağcı, odtülü, her yaştan
uzun zorlu yürüyüşler
ağrıyan dizim
hep kampçı günlerim
her akşam yeni sofralar
yeni arkadaşlar
gürültülü kahkahalar
içten gülümsemeler, paylaşımlar
kardeşliğe en yakın
eve çok uzaktaki dağlar.
birlikte ve eksik söylenen devrim şarkıları
gökyüzünü dolduran yıldızlar
yer değiştiren samanyolu
göğü doldurup boşaltan sisler, bulutlar
4 Ağustos 2007 Cumartesi
yeni ülkeler, kıtalar
Brüksel - Temmuz 2007
onbinlerce km
yeni ülkeler
özlediğim yemekler
soğuk, kapalı bürüksel
arka sokakları keşfederken
taklit türk kebapları
tadına kokusuna alışamadığım yemekler
büyük sarı binalar,
arada geniş parklar,
sakin dahası bunalım
renkli amsterdam
şehrin için kanallar,
her çeşit yemek; insan
kararmaya direnen güneş
gece ısınan hava
bisikletle ya da yürüyerek
kutsal elf topraklarında
gökyüzü kapalı da olsa
masmavi akan sarı nehirler
başka dünyanın düşleri
rohanın atlıları
lohtlorienin elf kızları
uzak, çok uzak keyp tavn
az beyaz, çok siyah
yüzlerce yıllık sömürüden sonra
iki okyanus kadar karışmış
ancak beyaz siyah
kokusu yok okyanusun
akdeniz kadar
huzur da yok iyi yemek de
afrikanın en dibinde
19 Temmuz 2007 Perşembe
Nietzsche'den Öğütler
Zerdüşt'ün maceralarını
........................................
İhtiyar ve Genç Kadınlar Üzerine
Neden öyle ürkek ürkek sıvışırsın alaca karanlıkta, Zerdüşt? Ve ne saklarsın böyle özenle hırkanın altında?
Sana armağan edilmiş bir hazine mi? Yeni doğmuş bir çocuğun mu yoksa? Yoksa şimdi sen de uğruların yolunu mu tutarsan, ey kötülerin dostu? –
Gerçek, kardeşim! dedi Zerdüşt, armağan edilmiş bir hazine bu bana: küçük bir gerçek taşıdığım.
Ama küçük bir çocuk gibi yaramaz; ve kapamazsan eğer ağzını, basar feryadı.
Bugün yalnız başına giderken yolda, güneşin battığı saatte, bir ihtiyar kadın çıktı karşıma ve şöyle dedi gönlüme:
“Biz kadınlara da hayli şeyler söyledi Zerdüşt, ama kadınlar üzerine hiç bir şey söylemedi bize.”
Ben de cevap verdim ona: “ Kadınlar üzerine erkeklerle konuşulur ancak”
“Bana da bahset kadınlardan,” dedi; “söyleyeceklerini hemencecik unutacak kadar ihtiyarım.”
Ben de isteğini yerine getirdim ihtiyar kadının ve şöyle dedim ona:
Kadında herşey bir bilmecedir, ve kadındaki her şeyin bir tek çözüm yolu vardır: gebelik denir buna.
Kadın için erkek bir vasıtadır, gaye daima çocuktur. Peki, kadın nedir erkek için?
İki şey ister gerçek erkek: tehklike ve oyun. Onun için, en tehlikeli oyuncak diye ister o kadını.
Erkek savaş için yetiştirilmeli, kadınsa savaşçının dinlenmesi için bundan gerisi deliliktir.
Peki tatlı yenişler – bunları sevmez savaşçı. Onun için sever kadını, en tatlı kadın bile acıdır.
Erkekten daha iyi anlar kadın çocukları, ama erkek kadından daha çocuktur.
Bir çocuk gizlidir içinde gerçek erkeğin: oynamak ister. Haydi kadınlar, bulun erkekteki çocuğu!
Bırakın oyuncak olsun kadın, henüz erişmemiş bir dünyanın erdemleriyle ışıldayan temiz ve güzel bir mücevher gibi tıpkı.
Bırakın sevginizde bir yıldızın ışığı pırıldasın! Umudunuzsa desin:
“Üstün insan ben dünyaya getirsem!”
Bırakın cesaret olsun sevginizde! Sevginizle yürümelisiniz size korku salanın üstüne.
Bırakn sevginizde olsun şerefiniz! Başka türlü kadın pek anlamaz şereften. Şu olsun ama sizin şerefiniz: daima sevildiğinizden fazla sevmek ve asla ikinci olmamak.
Bırakın korksun erkek, seven kadından: sevince yapar her fedakarlığı kadın ve geri kalan her şeyi değersiz sayar.
Bırak korksun erkek, nefret eden kadından: zira gönlünün ta derinliğinde erkek sadece kötüdür; kadınsa aşağlık.
Kimden nefret eder kadın en çok? – Demir mıknatısa şöyle demiş:
“En çok senden nefret ederim, çünkü sen çekersin, ama gücün yok kendine çekecek kadar.”
Erkeğin mutluluğu: “İstiyorum”dur. Kadının mutluluğu: “ İstiyor”dur.
“Bakın şimdi artık mükemmelleşti dünya!”- böyle düşür tam sevgiyle itaat eden bir kadın.
İtaat etmeli kadın ve sathiliğine bir derinlik bulmalı. Sathidir kadının gönlü, sığ bir su üstünde oynak , fırtınalı bir yüzey.
Erkeğe gönlü ise derindir, yeraltı mağaralarında çağlar onun suları: ondaki gücü sezinir kadın , ama anlayamaz. –
O zaman cevap verdi bana ihtiyar kadın: Epey güzel şeyler söyledi Zerdüşt hele genç olanlar için.
Ne tuhaf! Zerdüşt az tanır kadınları, ama haklı onlar için söylediklerinde! Bunun böyle olması, kadınlarda hiç bir şeyin imkansız olmayışından mı acep?
Şimdi teşekkür yerine sen de bir küçük gerçeği kabul et! Onu verecek kadar ihtiyarım ben!
Sıkıca sar da ağzını kapa: yoksa basar feryadı bu küçük gerçek. “
“Ver, küçük gerçeğini kadın!” Ve şöyle dedi ihtiyar kadın:
Kadınlara mı gidiyorsun? Kırbacını unutma!”-
Zerdüşt böyle diyordu.
Nietzsche
Lemon Tree - Fool's Garden
http://www.youtube.com/watch?v=P-a9mzEeqfk
I'm sitting here in the boring room
It's just another rainy Sunday afternoon
I'm wasting my time
I got nothing to do
I'm hanging around
I'm waiting for you
But nothing ever happens and I wonder
I'm driving around in my car
I'm driving too fast
I'm driving too far
I'd like to change my point of view
I feel so lonely
I'm waiting for you
But nothing ever happens and I wonder
I wonder how
I wonder why
Yesterday you told me 'bout the blue blue sky
And all that I can see is just a yellow lemon-tree
I'm turning my head up and down
I'm turning turning turning turning turning around
And all that I can see is just another lemon-tree
I'm sitting here I miss the power
I'd like to go out taking a shower
But there's a heavy cloud inside my head
I feel so tiredPut myself into bed
Well, nothing ever happens and I wonder
Isolation is not good for me
Isolation I don't want to sit on the lemon-tree
I'm steppin' around in the desert of joy
Baby anyhow I'll get another toy
And everything will happen and you wonder
I wonder how
I wonder why
Yesterday you told me 'bout the blue blue sky
And all that I can see is just another lemon-tree
I'm turning my head up and down
I'm turning turning turning turning turning around
And all that I can see is just a yellow lemon-tree
And I wonder, wonder
I wonder how
I wonder why
Yesterday you told me 'bout the blue blue sky
And all that I can see, and all that I can see,
and all that I can seeIs just a yellow lemon-tree
18 Haziran 2007 Pazartesi
haziran yolculuğu
eve taşınalı 2 ay oldu
yarısı yollarda
salı sabahı beş
ankarada gök mavileşiyor
güneş doğacak
lacivert çanta sırtımda
evden çıkış
.
denize dokunuş
sakin maviliği seyir
antalya sıcak, nemli
.
gece kara mavi
istiklal cıvıl cıvıl
sokağım oldu artık
.
istanbuldan çıkınca
yemyeşil çayırlar, tepeler
ama sular zehirli
cumartesi galata kulesi
birader, çağatay, gonca
fayton, yokuş, tepedeki kilise
saatlerce denize bakış
dönüş vapuru
güneşin istanbula batışı
.
deniz kıyısı, tiki ortam
ağır toplantı, herkes zengin
yemekler güzel, fotolar fena değil
.
ergenlik şehri
eski sokağım küçülmüş
bütün gün top oynadığım tarlalar artık bina
okulum başkasının
değişmiş, sanki yaşamadım
iki yengen patlatmadan dönülmez
.
yüzlerce kez geçtiğim yol da değişmiş
yeşil uçurumlar arasında
başka ülkelerin yolu
.
ank'a dönüş
akşam validenin gelişi
yaz akşamı, balkon sohbetleri
.
özlediğim orman ve gün batımı
yağmur ağır ağır, güzel
biraz soğuk algınlığı
gece üçe kadar kuzen sohbetleri
.
licia troisi - nihalin hikayesi
.
31 Mayıs 2007 Perşembe
bu su hiç durmaz
radyodan dinlemiştim ilk kez
ne güzel söylüyordu üstad
içimizden aktığı gibi
bu su hiç durmaz
çağan kardeşime öğüdümdür...
Fırtına Vadisi - Kasım 2006
kar gibi örttün üstünü
içinde tüm çiçekler
birer birer titrediler
uykusuzluğundan belli
kafanda birikintiler
teker teker döküldüler
sen hep kendine önlemler aldin
ben kendime yasaklar koydum
önümüzde barajlar var
bu su hiç durmaz...
bu su hiç durmaz...
yaşamak dopdoluydu
akan pınarlar gibi
inanmayanlar beklediler
umutlarını borç verdin,
cebinde hiç kalmadı
dostların anlamadılar
sen hep kendine önlemler aldin
ben kendime yasaklar koydum
önümüzde barajlar var
bu su hiç durmaz...
bu su hiç durmaz...
nar gibi güzelliğin gizliydi
vereceklerin fazlaydı
insanlar inanmadılar
sustun sustun konuşmadın,
sonra kaçtın arkana bakmadan
insanlar şaşırdılar
sen hep kendine önlemler aldin
ben kendime yasaklar koydum
önümüzde barajlar var
bu su hiç durmaz...
bu su hiç durmaz...
bülent ortaçgil-bu su hiç durmaz
26 Mayıs 2007 Cumartesi
bozkırdan denizlere
cıvıl cıvıl odtüyü
arkada bırakmak zor
ama deniz çağırıyor
yıllar sonra abant gölü
bitmez tükenmez
ergenlik anılarını
yoldaşlarla paylaşmak
boğaz kokan eminönü sokakları
arkadaşlarla midye tava
moda sahilinde
kayalıklardan sekerek yürümek
güneşin batması
yoldaşla birlikte
onyıllar sonra susurlukta
yeniden tost molası
çocukluk anıları
ayvalık-cundada deniz kokusu
ege kıyısından yola devam
izmire güneş batarken giriş
gece kordon boyu; midye dolma
karşıyakanın ışıkları
alsancakın ara sokakları
gediz deltası; denizin ortası
düş toprakları
güneşin suya varışı
vedası yağmurla güzel şehrin
dilek yarımadası uçurum kıyısı
denize doğru yağmur altında
karşısı yunan, yok farkı
kıyamet sessizliği bafa gölünde
yer sarı, gök sarı, deniz sarı
dinginlik, ürperti
yağmuru beklerken
yaza hazır; yalnız didim sokakları
denize doğru
altınkumsalda akşam yürüyüşleri
gece sohbetleri
denize uzak ısparta
hep esen deli mavi eğirdir gölü
güneşin de aklını almış
hep denize batıyor
son durak tabii ki Konya
tuzda suyunu arayan
topraklar, insanlar
nihayet ankaraya hoşgeldin odtüden
fizik çimleri gitar ve şan konseri
yine ve şükür ki kavak yelleri
29 Nisan 2007 Pazar
geniş bulvarlar
bursa, istanbul
sofya, ankara
durmadan...
yeşil ve gürültülü bursa
lunapark süprizi, çarpışan arabalar
mustafacanın kazandığı top
akşam rüzgarında çınarların altı...
17 yaşın bakırköy sokakları; yeniden
denize doğru akan İstanbul caddesi
avşar sinemalarında "French Kiss"
ara sokakları keşfederken...
güzel bir bahar gününde
sanki ülkeden çıkmamış gibi
yemyeşil, sakin sofya...
geniş bulvarlar, kibar insanlar
çok yakında; başka dünyalar
gezmeden; bilmeye rağmen
nihayet eve dönüş
ışıl ışıl, duru ankara
19 Nisan 2007 Perşembe
ancak o zaman kardeşlerim
8 Nisan 2007 Pazar
uzun yürüyüşler
17 Mart 2007 Cumartesi
ege
10 Mart 2007 Cumartesi
suyun peşinde anamasları aşarak
5 Mart 2007 Pazartesi
sis ve gece
dün gece yerli bir polisiye filmine gittik bir arkadaşla"sis ve gece", ahmet ümit'in romanı
hep ikindi güneşi vuran
eskiyen geniş beyoğlu apartmanları
orhan pamuk'un kara kitabı gibi
kaybolan güzel sevgilinin peşinde istanbul'da.
orta yaşlı, evli ama mutsuz bir polis
aşık oluyor yıllar sonra, nihayet tutku!
güzel film, hüzünlü hikaye
çıkışta yağmur var nihayet ankarada
11 Şubat 2007 Pazar
sene 1945
her an söylemeye başlayabileğim
bir sezen şarkısı...
savaşın çocukları için
aysel gürel yazmış
o sebepten ne güzel insandır...
Sultansazlığı/Kayseri - Haziran 2006
Gel asırlardan uzan da tut ellerimi sımsıcak
Yoksa bendeki çocukta böyle çaresiz kalacak
Öfke ile beslenen çocuklar yalnızdırlar
Ve ümitleri çiçeklerden acıları tarihlerden
Senin gibi benim gibi onlar da hep insandılar
Ve sevgiye inandılar
Ve saygıya inandılar
Senin gibi benim gibi
Onlar biraz terkedilmiş
Biraz küskün çocuktular
Sanki biraz incitilmiş
Sanki yetersiz sevilmiş
Sanki utandılar kavgadan ve sustular
Öp incilenen gözyaşları
Kurusun inançlarımda
Sene bin dokuz yüz kırkbeş
Onlar da hep insandılar
Ve sevgiye inandılar
Ve saygıya inandılar
Senin gibi benim gibi
4 Şubat 2007 Pazar
öğrencinin yemeği
sakaryada çiçekçilerin yanı
tavuk ekmek+ayran 375.OOO TL
ev arkadaşlarım doğan ve sadık eşi;rami
ortada da son mohikan:)
3 Şubat 2007 Cumartesi
watercolours in the rain...
arada bir takılırdı ağzıma
"sims ayv bin ranyu olmaylayf, olmaylaf..."
anlamadan söylemeye çalışırdım,
bir gün sözlerine baktım internetten
kendimi anladığım şarkıymış...Fırtına Deresi - Aralık 2006
going through the motions
ending up nowhere at all
can't see the sun on my wallgoing through emotions
ending up on a frozen morning
with a heart not even broken.seems i've been running
all my life all my life,
seems i've been running
all my life, all my life, all my life
like watercolours in the rain.
find a place to settle down
get a job in a city nearby
and watch the trains roll on by.i'll find the falling star.
i'll fall in love with the eyes of a dreamer
and a dream worth believing.seems i've been running
all my life all my life,
seems i've been running
all my life, all my life, all my life
like watercolours in the rain.Roxette
7 Ocak 2007 Pazar
denizini arayan...
odtü çimlerinde, doğa yürüyüşlerinde
suyun akıp yatağını bulması gibi
benim de şarkılarım oldular
Fırtına Vadisi / 2006 Kasim
......
O zaman bu zamandır dostlar
Ne ister neyi özleriz
Denizini arayan akarsulara benzeriz
Pencereler bırak açık kalsın
Geceleri yağmurlar yağsın
Günebakan düşlerimiz yağmur sesiyle çoğalsın
MERAL TAMER
istanbuldan...
lisedeyken istanbulda okumak isterdim
gittim, olmadı
sonra
odtü evim oldu,
istanbulsa gezmeyi sevdiğim şehir...

Büyükada sahilleri - 2006 Eylül ..... Tophane - 2004 Ekim

Denk geldi:) - 2006 Mayıs . Adalardan dönüş - 2006 Eylül
Burgazada - Eylül 2006..................Galata Köprüsü - 2003 Mart
Yeni Cami - 2006 Nisan...............Adalardan dönüş - 2006 Ekim
Çengelköy - 2006 Haziran
yine denizlere dönmeliyim...
yıllar önce ATVde geceleri 3-4 gibi
tekrar yayınlarını seyrederdim
Atasoyların maceralarını Uzaklar adıyla
Programın başında ve sonunda aşağıdaki şiir okunur,
kendime sorardım, sen ne zaman gideceksin diye...
Sitges/Barcelona - 2004 Ekim
yine denizlere dönmeliyim ıssız denize, semaya;
bütün istediğim bir gemi ve yolunu gösteren bir yıldız...
çark vursun, rüzgar söylesin, beyaz yelkenler çarpsın havaya...
ve denizde sisli bir fecir, bir fecir istediğim...
yine denizlere dönmeliyim, dalgaların çarpışına
öyle hoyrat, öyle saf bir çağrış ki karşı durulmaz
bütün istediğim rüzgarlı bir günde bulutların yarışı
savrulan köpükler, serpintiler, martıların haykırışı...
yine denizlere dönmeliyim serserilik hayatına
martılarla, balinalarla, o keskin rüzgarlı yollara...
bütün istediğim, yolculuğun sonunda
bıkıncaya kadar uyumak, rüya görmek
ve bir gemici masalı dinlemek...
JOHN MASEFIELD
6 Ocak 2007 Cumartesi
Bürkan ile Utku
Barakada, bahar şenliğinde, dağlarda yine birlikte olacağız.
DKSK bizleri birarada tutacak.
Allah'tan onlara rahmet ve bizlere sabır diliyorum
http://dksk.metu.edu.tr/beta//
