livanelinin sesi kulağımda
güneş küçüçük sarı-beyaz bir top olmuş,
uzakta..
kapıları çalıyor küçük bir kız
göze görünmüyor..
.........
kız çocuğu
Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.
Hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.
Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.
Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk...'
Nazım Hikmet Ran
9 Ağustos 2008 Cumartesi
çevre mi? ekoloji mi?
artık insanların "gündeminde" daha çok yer tutan "çevre" sorunları konusunda birşeyler uymuyor...
sorun sanki 100'lük 40'lık ampül takmaya indirgenmiş..
dahası dünyayı ve insanlığı sömüren tüketim ekonomisi doğayı da "çevre" adıyla
bir sektöre dönüştürmüş..
sorunu çözmeyi değil kar sağlamayı düşünüyor insanlık..
asıl soruyu soramıyor; "çevre sorunları" toplumsal bir sorun mu?
üstad bookchin 29 sene öncesinden cevap veriyor..
...........
...Çevresel bunalımın kökleri bugün bildiğimiz haliyle bizzat toplumun yapısında yatmıyor mu? Toplumsal dünyayla doğal dünya arasında yeni bir denge yaratmak için gereken değişimler toplumun ekolojik doğrulara göre temelden, aslında devrimci bir biçimde, yeniden kurulmasını gerektirmiyor mu?
...
...ekolojik bir toplumun sorunlarıyla başa çıkma çabasında "çevrecilik" terimi bizi yanıltır. "Çevrecilik" giderek daha çok araçcı duyarlılığı yansıtmaktadır. Bu duyarlılık çerçevesinde doğa sadece pasif bir yerleşim alanı, kullanım tarzlarının ne olacağına bakılmaksızın insan kullanımı için daha faydalı hale getirilmeleri gereken dışsal nesneler ve güçlerden oluşan bir yığın gibi görülür."Çevrecilik", aslında, "doğal kaynaklar"la, "kentsel kaynaklar"la, hatta "insan kaynakları"yla ilgilinenir...
"Çevrecilik" mevcut toplumun temelinde yatan insanın doğaya hükmetmesi gerektiği anlayışıonı sorgulamaz; aksine tahakkümün neden olacağı tehlikeleri azaltacak teknikler geliştirerek, bu tahakkümün önünü açmayı gözetir. Tahakküm nosyonunun kendisini sorgulamaz.
Ekoloji, bana göre, doğa ve insanlığın doğal dünyayla ilişkisi hakkında daha geniş bir kavrayış getirir; biyosferin dengesini ve bütünlüğünü kendinde bir amaç olarak görür.
...
Murray Bookcin, Ekolojik bir Topluma Doğru, 1988(1996:62)
sorun sanki 100'lük 40'lık ampül takmaya indirgenmiş..
dahası dünyayı ve insanlığı sömüren tüketim ekonomisi doğayı da "çevre" adıyla
bir sektöre dönüştürmüş..
sorunu çözmeyi değil kar sağlamayı düşünüyor insanlık..
asıl soruyu soramıyor; "çevre sorunları" toplumsal bir sorun mu?
üstad bookchin 29 sene öncesinden cevap veriyor..
...........
...Çevresel bunalımın kökleri bugün bildiğimiz haliyle bizzat toplumun yapısında yatmıyor mu? Toplumsal dünyayla doğal dünya arasında yeni bir denge yaratmak için gereken değişimler toplumun ekolojik doğrulara göre temelden, aslında devrimci bir biçimde, yeniden kurulmasını gerektirmiyor mu?
...
...ekolojik bir toplumun sorunlarıyla başa çıkma çabasında "çevrecilik" terimi bizi yanıltır. "Çevrecilik" giderek daha çok araçcı duyarlılığı yansıtmaktadır. Bu duyarlılık çerçevesinde doğa sadece pasif bir yerleşim alanı, kullanım tarzlarının ne olacağına bakılmaksızın insan kullanımı için daha faydalı hale getirilmeleri gereken dışsal nesneler ve güçlerden oluşan bir yığın gibi görülür."Çevrecilik", aslında, "doğal kaynaklar"la, "kentsel kaynaklar"la, hatta "insan kaynakları"yla ilgilinenir...
"Çevrecilik" mevcut toplumun temelinde yatan insanın doğaya hükmetmesi gerektiği anlayışıonı sorgulamaz; aksine tahakkümün neden olacağı tehlikeleri azaltacak teknikler geliştirerek, bu tahakkümün önünü açmayı gözetir. Tahakküm nosyonunun kendisini sorgulamaz.
Ekoloji, bana göre, doğa ve insanlığın doğal dünyayla ilişkisi hakkında daha geniş bir kavrayış getirir; biyosferin dengesini ve bütünlüğünü kendinde bir amaç olarak görür.
...
Murray Bookcin, Ekolojik bir Topluma Doğru, 1988(1996:62)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)