29 Ağustos 2011 Pazartesi

"hobbit" üzerine

1997'nin sonbaharı, Ankara.
Irish pub sakini Dragon, kadife pantalonu, siyah montu, kirli sakalıyla dolaşıyor. Kurtuluş'taki Hukuk Fakültesini arkada bırakıp Ankara'nın kuru ve acımasız soğuğunda diğer ev arkadaşım Bilbo'yla Kızılay'a yürüyorlar. Bilbo yolda Dragon'un yürüyüşünü taklit edip kızdırıyor. Bilmedikleri ise ikisinin gezgin yılları henüz başlamadan Tolkien tarafından bir kitapta anlatılmış, ve birazdan ona dokunacaklar..

Klasik buluşma noktamız müzikli Dost'a dalıp tam karşıda, sağdaki bilimkurgu reyonunda sarı kapaklı kitabı seçiyor Dragon.. Bilbo'ysa Ramses kitaplarına seyirtiyor, 12sini birkaç sene içinde okuyacak ve adını Ramses olarak ilân edecek bizlere..

Kitap seçerken dikkatli olmalı, seni nerelere savuracağı belli olmaz.. Zira,Orta Dünyanın top şarkısı bunun üzerine: evin hemen önünden başlayan yol zorlu maceralara giden yolun da başlangıcıdır, yola çıkarken dikkatli olmalı.. Kitaplar da bizim için böyle, sayfayı çevirdikten sonra maceramız başlıyor..

Dragon Hobbit'i satın alıyor, Bilbo'yu Oran'daki askeri yurduna kadar bırakıyor. Ankara'nın öteki ucu Eryaman 3. Etapa doğru halâ soğuk ve hep uzun otobüs yolculuğuna çıkıyor, Hobbit'in Türkçedeki ilk baskısına göz atarak..

Nihayet eve varışında kitabı bana gösteriyor, "yeni bir kitap, ilginç" diyor. Aldığım mühendislik formasyonu  Hobbit'e uzuk duruyor başta. Elime alıyorum, fantastik edebiyat başlangıçta sarmıyor, bırakıyorum..
Bir-iki hafta içinde Dragon, ay sonunda da Lütfü okumuş oluyor; beğeniyorlar.. Anlıyorum ki kalın kafalıyım, yeniden okuyorum ve nihayet Tolkien beni de çıkarıyor maceraya; hemen evin önünden başlayan yoldan..

Sonrasında Yüzük Kardeşliği giriyor, okulu asıp aylarca kitaplara gömüldüğümüz öğrenci evimize. Birinin okuduğu sonra ötekinde; kitaplar, düşünceler dönüyor aramızda.. Sonrasında yollara çıkıyor her birimiz. Ayrıkvadi evimiz, Lothlorien'i arıyorum her ormana girişimde.. 

..............

Hobbit'i okumuşsanız bir şeyler ifade eder bundan sonrası..
Yoksa okumalısınız, seneye vizyona girecek filmi ne kadar sadık olursa olsun Tolkien'e, kelimelerin yerini tutmaz; kaçınılmaz olarak başka bir hikaye anlatır; Peter Jackson'unkini..

Hobbit de Yüzüklerin Efendisi gibi yol macerası hikayesi.. Birçok benzerlikleri var, aslında YE, Hobbit'in geliştirilmiş versiyonu.. Hobbit çocuklara yönelik yazılmış, YE ise edebi bir efsane anlatısı.. Hatta Hobbit'teki bazı detaylar YE'de yadsınıyor; Orta Dünya'da bile gerçek olamayacağı için.

İki kitapta da:
  • istemediği halde yola çıkan, kendinden güçlü diğerlerini kurtaran bir anti-kahraman var; kahraman olmak istemeyip evinde çay-püsküüt-şömine hayalleri kuran..
  • yolun sonunda bir dağ var, dağdan da büyük bir tehlikeyi geçmeleri gerekiyor, ödül orada..
  • yolda grup bozuluyor, yollar ayrılıyor, sonra birleşiyor.
  • Gandalf yolun ortasında, tam da gerekli olduğu zaman yok oluyor; sona doğru ortaya çıkıyor..
  • sonunda eve dönülüyor, ama değişmiş olarak..

Tolkien'in Orta Dünya hikayesinde iyiler ve kötüler genellikle ırklar üzerinden tanımlanıyor. Batı halkları-ırkları iyi, Doğu halkları-ırkları kötü.. Elfler latif, insanlar zayıf, cüceler cimri, orklar kötü.. Kendini "iyi" sayıp diğerlerini "kötü" sayan modernizm ve oryantalizm kokuyor biraz..

Hobbit, kırsal topluluk yaşamına ve değerlerine bağlı, kapitalizm ve endüstrileşmeye karşı muhafazakar bir halkı temsil ediyor. Kalabalık şehre karşı pastoral yaşamı tercih ediyor. Zira YE'nin son bölümü Hobbit halkının yaşadığı Shire'ın endüstrileşme, militarizm, çevrenin kirlenmesi felaketinden kurtulmasını anlatıyor. Tolkien'in dünya görüşü belki de..

Orta Dünya kesinlikle ataerkil ve savaşçı bir dünya; erkeksi değerler üstün.. Savaş, atalar, kılıç, onur, sadakat vs.. Kadınlar bu dünyada ya güzeller ya da tamamlayıcı; ama asla etkin ve belirleyici değiller; her durumda geri plandalar..