iki kadın: biri keyfe gezer diğeri ejderha dövmeli
...
...
17 saat ve 1.100kmlik yolculuğun ardından Düzce'de Dragon'un odası, 2-3 saat önce uyumuş, uyandırıyorum.
Önceki gün Boyfriend-Çiko'nun otobandan geçerken arayıp uğrayamamasına gülüyoruz. Acelesi Ankara'da gece gece hısım-akrabanın evinde utanmadan, çizgili damat pijamasıyla dolaşmak için; yemesi bir dert; oturması, kalkması, konuşması.. Bekâr özgürlüğümüze seviniyoruz yeniden..
Önceki gün Boyfriend-Çiko'nun otobandan geçerken arayıp uğrayamamasına gülüyoruz. Acelesi Ankara'da gece gece hısım-akrabanın evinde utanmadan, çizgili damat pijamasıyla dolaşmak için; yemesi bir dert; oturması, kalkması, konuşması.. Bekâr özgürlüğümüze seviniyoruz yeniden..
Eski günlerdeki gibi kitaplara dalıyoruz. Suç ve Ceza'da Dostoyevski yine insana fazla yakın; ilk 500 sayfayı pas geçip son sayfalarını okuyarak bitiriyorum.
Arzu Çağlan seyahat kitabında, Keyfe Gezer evde oturup dizi seyretmiyor; Avrupa şehirlerine gidiyor, pahalı yerlerde yiyor, uzun uzun yemekleri ve restoranları anlatıyor. Ama insanlara uzak, gerçek bir turist gibi geziyor halka dokunmadan; sadece para verip servis alıyor. Ve de sürekli konuyu erkeklerle sorunlu ilişkilere getiriyor. Erkekler komik, hep onun kızıl saçlarının peşinde ve o hep "bir tavır" içinde, sonunda hep bir "cevap" veriyor.. Bu toplumda kadın-erkek ilişkileri niye gergin; neden hep bir komedi-gerginlik aranıyor; başka türlü yaşanamadığından mı?
Stockholm gezisinin anılarını kendiminkilerle karşılaştırıyorum; hayran kaldığım Haga Park'tan, upuzun ve düz caddelerde yürüyüşlerden bahsetmiyor bile.. Gamlastan'ın olanca soğuğu aklıma gelmişken yığının altında neredeyse bir sene önce alınmış, henüz okunmamış çok satan bir kitap görüyorum; Ejderha Dövmeli Kız.
- Best seller diye okumaktan çekinmek anlamsız; kitabın kutsallığı, üzerine yazılmaması, başladığın kitabı bitirme zorunluluğu gibi..Biraz heyecan, polisiye eğlencelidir.
- Hikayenin bir kısmının geçtiği Stockholm sokakları ve buz gibi Gamlastan'la yeniden karşılaşmak hoş..Sayfa kenarlarına aklıma gelenleri de yazamadım, Dragon'un diye. Madem yazar tuğla kadar yazmış, ben de yazmalıyım kalan daracık yerlere; tek yönlü metinden mektuplaşmaya dönmeli.
- Yazar üçlemeyi bitirdikten sonra ölmüş, belki yazmıştır diye 4. kitabı arıyorlar. Romanla ilişkisi üzerine birkaç sorum vardı, soramayacağım
- İki önemli karakter var; orta yaşlı adam ve genç kadın. Adam yazarın kendisini anlattığı, spor yapan, etik değerlere bağlı, "iyi" bir gazeteci. Kadınsa genç, cool, dışa kapanık. Kadının gençliğinin ve tepkisizliğinin çekiciliğine kapılan bir sürü erkek ve tabii ki etkilenmeyen gazetecimiz. Sartre'ın Özgürlüğün Yolları üçlemesinde de Mathieu Ivich'e tutkuyla ve umutsuzca aşık. Orta yaşlı yazarlar genç ve gizemli kadın çekiciliği söylemini üretip yazıyorlar.
- Romanda kadına yönelik cinsel şiddet ana tema, ancak sadece suç çerçevesinden veriliyor; toplumsal çözümleme de yok kaygısı da.. Kadına, göçmene ve her türlü ötekiye olan şiddet tahakküm ilişkileri üzerinden değil bireysel suç üzerinden anlatılıyor; böylece tahakküm ilişkileri gizli kalabiliyor. Sadece feminist eleştiri değil eksik olan, diğer tahakkümlerle ilişkisi ve tabii ki feminizmin özlenen özeleştirisi de eksik..
- Diğer ana tema ise ekonomi muhabirlerinin şirketlerin yolsuzluklarına göz yumması. Gazateler, TVler de birer şirketken; dahası çok sektörlü holdinglerin parçasıyken normal değil mi?
- İsveç refah toplumu ve vasilik sistemi eleştiriliyor. Cool ve genç kadın üzerinden toplum baskısı ve özgürlük tartışması liberal değerler üzerinden yapılıyor. Bu halde dar ve ufuksuz kalmak durumunda.
- Metinde
- "word", "ibook" gibi güncel markalar kullanıyor, gerçeklik artıyor gibi..
- eş zamanlı ve ikili-üçlü sarmal anlatım eğlenceli.. Önce adam, sonra kadın, bazen diğerleri..
- arada başka karakterler ve hikayeler ekliyor, hoş ama çok karakter olması kafamı karıştırıyor..
- sona doğru detayları, diğer karakterleri, olayları birleşmesi heyecanlı yeri.. Polisiyenin, best-seller'ın matah kısmı.
- Bayram boyunca İst-Ank arasında yol alan Dragon'a kitabını veremiyorum. Kdz. Ereğli'de peder beyin kütüphanesinde duruyor, yolu düşerse rakı-balık eşliğinde alabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder